Ekonomist Mahfi Eğilmez, halk oylamasına sunulan anayasa değişikliği ile 1215 yılında kaldırılan kral ve hükümdarların tek taraflı vergi koyma ve harcama yetkisinin yeniden getirildiğini savundu

Mehtap Özcan Ertürk / Sözcü ; Anayasa değişikliği yarın referanduma sunuluyor. Bu zamana dek anayasa değişiklik teklifinde üzerinde en az durulan konuların başında, ‘mali ve ekonomik hükümlerde ne yolda değişiklikler yapıldığı' geliyor.

Özellikle bütçe ve vergi konularını düzenleyen maddelerde yapılan değişiklikler önem taşıyor. Mevcut sistemde halkın oylarıyla seçilen Meclis bütçeyi belirlerken, anayasa teklifi değişikliğinde ‘bütçe tamamen Cumhurbaşkanı'nın elinde'. Cumhurbaşkanı bütçeyi belirliyor, Meclis onay vermezse eski yılın bütçesi uygulanıyor. Halkın parasının nereye harcanacağı ‘tek adam'ın kararına kalıyor.

Öte yandan, vergi ödevini konu alan madde 73'te de çok kritik bir değişikliğe gidilmek isteniyor. Mevcut sistemde, ‘Vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlülüklerin muaflık, istisnalar ve indirimleriyle oranlarına ilişkin hükümlerinde kanunun belirttiği yukarı ve aşağı sınırlar içinde değişiklik yapmak yetkisi Bakanlar Kuruluna verilebilir' deniyor. Ancak halk oylamasına sunulan yeni anayasada ilgili madde değiştirilerek, bu yetki de cumhurbaşkanına veriliyor.

KRALLARIN ELİNDEN ALINDI

Anayasa değişikliğiyle mali ve ekonomik hükümlerin nasıl değişeceğini bloğunda değerlendiren Ekonomist Mahfi Eğilmez, İngiltere tarihine gönderme yaparak, vergi koyma yetkisinin kral, hükümdar ya da yönetici olarak hangi sıfatı taşırsa taşısın tek bir kişiye bırakılmaması gerektiğini söyledi.

Eğilmez, “Bu yetkinin parlamentoya tanınması 1215 tarihli Magna Carta Libertatum'dan (Büyük Özgürlükler Belgesi) beri anayasa hukukunun temel kurallarından birisi olmuştur. Magna Carta Libertatum'da yapılan bu düzenlemelere karşın kralların tek taraflı vergi koyma ve harcama yapma arzusu ve baskısı devam etmiş ve zaman zaman bu hükümleri çiğneyerek danışma sürecine gitmeden vergi koydukları görülmüştür. Konunun kesin çözümü 1689 yılında kabul edilen Bill of Rights yasasıyla sağlanmıştır. Bu yasayla vergilerin parlamentonun onayından geçmesi ilkesi benimsenmiştir. 18. Yüzyıl'da vergi dışındaki gelirler de dâhil olmak üzere bütün kamu gelirlerinin parlamentonun onayına tabi olması ilkesi yerleşmiştir” dedi.

KURAL DIŞILIK TAŞIYOR

Yetkinin tek kişide olmaması ilkesinden yola çıkıldığının dikkate alınması halinde cumhurbaşkanının tek başına bu yetkiyi kullanacak olmasının ilginç göründüğünü ifade eden Eğilmez, “Kural, dönüp dolaşıp Magna Carta Libertatum öncesine geri gelmiş gibi oluyor. Öte yandan cumhurbaşkanının herhangi bir nedenle görevinin başında bulunamayacak durumda olması halinde aynı yetkiyi seçimle gelmemiş olan bir cumhurbaşkanı yardımcısının da kullanabilecek olması düzenlemeyi ilginçlikten biraz daha öteye iyiden iyiye kural dışılığa taşıyor” değerlendirmesini yaptı.

Bütçenin Meclis'te değil de cumhurbaşkanı tarafından yapılması durumunda muhalefetin buna dahil olmayacağını ifade eden Eğilmez, bu durumun bütçe hakkının zedelenmesi anlamına geleceğini sözlerine ekledi.

VERGİYİ ARTIRIR FON DA KURAR

Getirilmek istenen düzenleme ile ‘dış ticaretin ülke ekonomisinin yararına olmak üzere düzenlenmesi amacıyla ithalat, ihracat ve diğer dış ticaret işlemleri üzerine vergi ve benzeri yükümlülükler dışında ek mali yükümlülükler koyma ve bunları kaldırma' yetkisi Bakanlar Kurulu'ndan alınarak cumhurbaşkanına verilecek. Mahfi Eğilmez, “Burada cumhurbaşkanı vergi oranlarını değiştirmekten öteye geçiyor.

Vergi ve benzeri yükümlülükler dışında ek yükümlülükler (ki bunlar da fon gibi adlar taşısa da vergi etkisi yapan yükümlülüklerdir) koyma ve kaldırma yetkisine sahip kılınıyor. Aslında bu yetkinin bakanlar kuruluna bile verilmesi tartışmalıyken tek kişiye verilmesi üstelik cumhurbaşkanınıh seçimle değil atamayla gelecek yardımcılarının da bu yetkiyi belirli hallerde kullanabilmeleri konuyu iyiden iyiye tartışmalı hale getiriyor” açıklamasını yaptı.

Bu İçeriğe Tepki Ver (en fazla 3 tepki)



Facebook Yorumları



Disqus Yorumları