Bakın tek kişilik rejim için “evet”çıkması halinde nelerden vazgeçeceğiz;

16 NİSAN “TÜRK ULUSU”NUN DEMOKRASİ SINAVI OLACAK

Her zamankinden daha fazla birlik ve beraberliğe gereksinimiz olduğu bu günlerde, referandum tuzağı ile halkı kutuplaştırmaya çalışmak doğru bir politika değildir. “Türk Ulusu”oynanan oyunların ve yapılan baskıların farkındadır.Anayasa referandumu ileilgili olarak çok şeyler yazılıp söyleniyor. Gazete-yazar Can Ataklı çok güzel bir şekilde özetlemiş:

“Artık dayatılan Anayasa değişikliğinin maddelerini tartışmak veyamaddeleri anlatmaya çalışmak ne kadar yararlı bilmiyorum.Çünkü gözlediğimkadarıyla vatandaşın önemli bölümü ne olup bittiğinin farkında. Çünkü bu Anayasadeğişikliği 18 madde gibi görünmesine rağmen aslında tek maddeden ibaret.Bu tekmadde de şu; “Türkiye'nin bütün idari yapısı, yasama yetkisi ve yargı denetimi birkişiye teslim edilecek. Bu kişi dilediğini yapacak. Kimse karışmayacak,sormayacak, hesaba çekemeyecek. Sadece millet 5 yıl sonunda eğer beğenmiyorsa okişiyi indirip başkasını seçecek.”

İşin özü budur ve gördüğüm kadarıyla halk bunun farkında.Farkşurada; toplumun bir bölümü bu durumu bilmesine rağmen yaşamsal olarak biatkültürünün daha işine geldiğini düşünerek evet oyu vermeyi düşünüyor.Bu kesimiçin ne yazık ki insanı insan yapan değerler pek önemli değil.Bir toplumunkalkınmasında, daha mutlu ve huzurlu yaşamasında gerekli unsurlar bu kesim içinpek önemli değil.


Bakın tek kişilik rejim için “evet”çıkması halinde nelerden vazgeçeceğiz;
Önce demokrasi tamamen bitiyor. Tekparti dönemlerinden bile daha beter biçimde siyasi görüşümüz ne olursa olsunbir kişiyi ülkeyi canı nasıl istiyorsa öyle yönetsin diye seçmek zorundabırakılıyoruz. İki turlu seçimde bir kişi mecburen yüzde 50 oy alarak başageçecek. Sizin siyasi tercihiniz Meclis'te hangi güce ulaşırsa ulaşsın artık oandan itibaren bunun bir önemi kalmayacak. Seçmediğiniz, hatta tanımadığınızkişiler bu “zorunlu olarak yüzde 50 oy alan” kişinin keyfine göre başkanyardımcılıklarına, bakanlıklara atanacaklar ve kimseye sormadan ve hesapvermeden diledikleri gibi çalışacaklar. O andan itibaren artık oy vermenin biranlamı kalmayacak. Siyasi temsilcileriniz hesap sorma hakkından mahrum olacağıiçin sizin de bir anlamınız kalmayacak. Demokrasi fiilen bitmiş olacak.


İkinci olarak hukuk düzeni keyfe keder halegelecek. Zorunlu olarak yüzde 50'nin üstünde oyla seçilen kişi,denetlenemeyeceği için artık hukuk kurallarına uyma zorunluluğuhissetmeyecektir. Zaten bütün yargıyı şekillendirme hakkı kendinde olduğu içinhukuku da kendi keyfine göre yorumlayacak ve yönlendirecektir. En az beş yılboyunca hiçbir vatandaş kendi hakkını aramak için ülke yönetiminden medetumamayacaktır.

Üçüncüsü referandumda “evet” çıkması halinde özgürlükler tamamen ortadan kalkacaktır. Artık zorunlu olarak seçtiğimiz başkanın fikrine uymayanlar için hayat hakkı kalmayacaktır. O başkan sadece kendisini destekleyen, kendisine biat eden kişilere özgürlüklerini kullanma hakkını tanıyacak diğerlerine ise dünyayı zindan edecektir. Başkan hiçbir şekilde denetlenemeyeceği için uymadığı hukuk kuralları, çiğnediği özgürlükler ve kişi hakları konusunda da çok büyük şikâyetler olsa bile hesap sorulamayacaktır.


Evet diyeceklere şunu hatırlatmak isterim.Bu yazdıklarımı okuyup “Siz düşünün bize ne?” diyebilirler. Ancak şunu unutmasınlar,bu tür rejimlerde gücü elinde tutanlar çok çabuk taraftar değiştirebilirler.Bir gün önce çok sevdiği birini bir anda düşman, şeytan, hain ilan edebilir.Küçük çıkarları uğruna “evet”in sihrine kapılanlar kenara itildiklerinde neyeuğradıklarını şaşırırlar, ellerinden bir şey de gelmeyeceği için yaşamlarınısürdürmekte çok zorlanırlar ona göre.”

Atatürk devrimlerinin aydınlığı karanlığa geçit vermeyecektir.Onun içindir ki;

“Evet bilbordlarda, Hayır yüreklerde”,“Evet reklamlarda, Hayır gönüllerde”…

Bu İçeriğe Tepki Ver (en fazla 3 tepki)



Facebook Yorumları



Disqus Yorumları