İktidar, son Anayasa değişikliğiyle Mustafa Kemal Atatürk’ün “en büyük eserim” dediği Türkiye Cumhuriyetini kökünden yıkarken; güya Osmanlı İmparatorluğunun haşmetini geri getirecekmiş gibi bir propagandayı sürdürüyor.

 Güya Osmanlı İmparatorluğunun haşmetini geri getirecekmiş gibi bir propagandayı sürdürüyor.

Osmanlı İmparatorluğunun haşmetini geri getirecekmiş gibi bir propagandayı sürdürüyor.

Osmanlı’nın son iki yüz yılının Türkler için nasıl büyük bir ıstırap ve acılarla dolu olduğunu unutturarak sahtekârlık yapılıyor.

Osmanlı’nın son döneminin tanıklarından Ord. Prof. Dr. Hıfzı Veldet Velidedeoğlu anlatıyor:

“Benim, çocukluğumda bir amcamın damadı atı ile kaçak tütün (yani kendi ürettiği tütününü) gizlice götürürken bir gece Reji kolcularınca vurulup öldürülmüştü. Osmanlı borçlarına karşılık olarak yabancılara ipotek edilen Türk tütününün, yabancılar yönetimindeki tekeline “Reji” denilirdi ve herkes tütününü bu tekele satmak zorundaydı. Bunu yapmayanlar kaçakçı olarak izlenirdi. Her İlde ve – o dönemde il ile ilçe arasında bir yönetim merkezi olan- her sancakta bir Reji Müdürlüğü vardı. Bunların hemen hepsine Rum veya Ermeni müdürler atanır, onların buyruğuna da Türklerden, özel üniformalı, kolcular verilirdi. Bol aylıklı bu “kolcular” Osmanlı Devletinin alacaklısı olan yabancıların çıkarlarını Türkiye topraklarında, Türklere karşı korumakla görevli zavallı, bilinçsiz Türklerden oluşan bir tür özel jandarma örgütüydü. Kendi tütününü Reji’ ye satmayıp kaçıranlar bu örgütçe kıyasıya dövülür, öldürülürdü. Amcakızımın kocası olduğu için “enişte” diye çağırdığım zavallıyı da işte bunlar vurdular. Geçen gün İlhan Selçuk, belgelere dayanarak Osmanlı ülkesinde böyle öldürülen tütün kurbanlarının yirmi bin olduğunu yazıyordu. Doğrudur ve fazlası var, eksiği yoktur.

Şunu da söyleyeyim: Bu “Reji”nin resmi adı: “Müşterek-il-menfaa İnhisar-ı-duhân-ı Devlet-i Aliyye-i Osmaniye” (Yüce Osmanlı Devletinin Ortak Çıkarlı Tütün Tekeli) idi. Yabancı Reji’ye devlet otoritesi vermek için aldatmaca bir addı bu ve püf noktası, “müşterek-il-menfaa” nitelemesinde toplanıyordu. Halktan hiç kimse, aydınların da pek çoğu bunun “yabancı çıkarcılığı” anlamına geldiğini bilmezdi. Türk vatanı üzerinde, Türk’ü Türk’e kırdıran bu örgütün başındaki Reji Müdürleri tıpkı kentin defterdarı, muhasebecisi, tahrirat müdürü, askerlik şubesi başkanı, savcısı gibi, resmi protokola dâhildi. Ek görevlerle ayrıca para kazandıkları da olurdu. Örneğin bizim Yozgat Lisesinin Fransızca öğretmenliğini bir süre Yozgat Reji Müdürü olan bir Rum yapmıştı.

Kafalarımız öyle yıkanmıştı ki, bütün bunları –sanki her ülkede böyleymiş gibi- doğal bulurduk. Bunun doğal olmayıp boğazına kadar borca batıp Osmanlı Devletinin siyasal ve ekonomik çöküşünün bir sonucu olduğunu Ulusal Kurtuluş Savaşı sırasında Mustafa Kemal’den öğrendik. Türk halkının alın terini sömüren yabancı şirketler gibi “Reji”yi de ülkeden söküp atan Mustafa Kemal Atatürk’tür…

……

Biz ise bu durumdan dehşete düşüyoruz. Çünkü Osmanlı Devletinin düşmüş olduğu onursuz ve yüz kızartıcı ekonomik tutsaklık durumu görüp yaşamış olduğumuzdan, bugün Türkiye’yi yönetenlerin ekonomik zihniyet ve sürüp giden borçlanmalarının ülkeyi nereye götüreceğini kesinlikle görüyoruz.” (*)

Bugün ülkemizin bütün kaynaklarını “babalar gibi satan” AKP iktidarı, Ekonomik krizden çıkmış Türkiye’yi yeniden ekonomik krize sokmuş, terörsüz aldığı ülkeyi yeniden teröre teslim etmiştir. Kendilerini milletvekili, bakan, başbakan, cumhurbaşkanı yapan Türkiye Cumhuriyeti devletini yıkarak yerine laik olmayan bir başka devlet sistemi kurmak üzere halkın önüne Anayasa değişikliğini getirmiştir. TBMM’ni bir danışma kurulu seviyesine indirgeyecek değişiklikler için ülkemizdeki bütün gösterileri yasaklamış, gazeteleri, üniversiteleri, mahkemeleri, televizyon yayın şirketlerini sindirmiş, temel hak ve özgürlükleri baskı altına almış, laiklik yazıları yazanları tutuklatmışken; Osmanlı İmparatorluğu dönemini, Osmanlıcayı geri getireceği vaadiyle halkımızı kandırmaya, uyutmaya çalışmaktadır. 

Bu çağ dışı, akıl dışı, hukuk dışı Anayasa değişiklikleri yürürlüğe girerse ülkemizdeki bütün Hukuk Fakültelerinin kapatılması, bütün diplomaların geçersiz sayılması gerekir. Çünkü artık kadın erkek eşitliğinin olmadığı, 1400 yıl önceki Arabistan kurallarının esas alındığı, kırbaç, kısas, idam cezalarının yer aldığı yani şu anda IŞİD tarafından uygulanan insanlık dışı bir (hukuka diyemiyorum) alana geçiş yapacağız…

Bu İçeriğe Tepki Ver (en fazla 3 tepki)



Facebook Yorumları



Disqus Yorumları