Çin işgal yönetiminin esaret altındaki tuttuğu Doğu Türkistan’da yürüttüğü,baskı, zulüm,işkence,dini ve etnik soykırım uygulamalarında sınır tanımıyor.

İşgalcı Çin Müslüman Türk yurdunu tamamen etnik Çinlilerin yaşadığı bir Çin toprağı haline dönüştürmek istiyor.

Çin diktatörü Mao’nun öncelikli bir uygulama olarak başlattığı Doğu Türkistan’a etnik Çinlileri yerleştirme politikası  Çin Komünist Partisi  diktatörleri tarafından ısrarlı olarak her geçen gün şiddeti daha arttırılarak sürdürülüyor.

İşgalci Çin, bu aşağılık ve insanlık dışı uygulamalarını yaparken,  Irkçı uygulamalarını dünyadan çok ustaca ve sinsice gizliyor.

İşgalci Çin Doğu Türkistan'ı görünmezlik pelerini ile dünya medyasından gizleyerek mezalimi gizlemeyi başarıyor.

Soğuk savaş döneminde Sovyetler Birliği için  kullanılan  Demir perde deyimi  bugün  Komünist maskesinin altına kendini ustaca gizlenmeye çalışan Çin yönetimi için de geçerli.

Üstelik,İşgalci Çin’in Doğu Türkistan’da ki jenosit, asimilasyon ve zorla dönüştürme uygulamaları Nazi Almanya'sının uygulamalarından de beter.

Günümüzde İşgalci Çin Doğu Türkistan'ı adeta bir Çelik Perde ’nin gerisine kapatmış ve  dönüştürmüş durumda. 

İşgalci Çin’in Doğu Türkistan'daki insanlık dışı  baskı,zulüm,etnik ayırımcılık,aşağılama,dini ve ırkı soykırım uygulamalarının kanıtları ile yurt dışına iletilmesi mümkün değil. 

Belki de imkansız. 

İletişim teknolojisi ile imkanlarının çok geliştiği günümüzde Çin yönetimi,insanların bu doğal haklarını gasp etmiş ve yasaklamış durumda.

Çünkü, Doğu Türkistan’da sokaklarda herkesin telefonlarını kontrol eden Cep Telefon Polisleri var.

 Doğu Türkistan'a gidenler de bir daha gidememek, akrabalarının zarar görmemesi ve başka sebeplerden dolayı gördüklerini anlatmaktan korkuyor veya çekiniyorlar.

Buna rağmen  çok az sayıdaki cesur ,vatansever ve fedakar kişiler ;Çin’in Doğu Türkistan'daki bu  uygulamalarının elem ve ıstırabını kalbinin derinliklerinde hissedebiliyor. Doğu Türkistan'a ziyarete amacı ile giden bazı Uygur Türkleri bu konuda  bizzat şahit oldukları ve birinci kaynaktan duyduklarını yüreğine ve hafızasına not ederek dış dünya’ya  ve bizlere iletmektedir.

 Bu ve benzeri  bilgilere de onların anlatımı ile ulaşabiliyoruz.

Çin ,Doğu Türkistan’da Acımasız ve vahşi bir etnik sömürge politikası uyguluyor.

İşgalci Çin yönetimi,Doğu Türkistan'ın tarihi sakinleri ve asıl sahipleri Uygur Türklerini bir an önce  toptan yok ederek  tamamen etnik Han Çinlilerinin yaşadığı bir Çin toprağı haline getirmek istiyor. 

Bu amaçla Çinlilerin bu topraklara yerleşmelerini teşvik ederken  bazen de zorunlu olarak uyguluyor.

Etnik Çinlilere ekonomik ayrıcalıklar,teşvikler ve olağanüstü imtiyazlar tanıyarak Doğu Türkistan'a göç etmelerini ve bu topraklarda yerleşmelerini teşvik eden Çin yönetimi . 

Bu uygulamaları yaparken orta çağ sömürgecilerinden  kat be  kat insanlık dışı ve acımasız yöntemler kullanıyorlar. 

Çinli sömürge düzeninin Kaşgar’ın Tokkuzak İlçesindeki bir uygulamasını bu ilçeyi ziyaret eden ve bir süre kalan kendisi Türkiye’de yaşayan bir Uygur Türkü’nün  gözlemlerini ve bizzat şahit ve duyduklarını  onun ağzından sizlere aktaralım. 

Etnik  Göçmen Çinlilerin Kaşgar’da ki  vahşi ve acımasız   Türkü köleleştirme üzerine kurulmuş olan sömürge düzeni

Tokkuzak (Dokuz Azak) ilçesi Kaşgar’ın 16 km.batısında PamTürk dağlarının aşağı eteklerinde yer alan Şirin bir ilçe.Aynı zamanda tarihi ipek yolunun Himayalardan önceki son durağı . Tacikistan, Afganistan, Pakistan,Keşmir ve Hindistan sınır düğümünün merkezinde bulunan ve stratejik konumdaki Taşkurgun’a giden tek yolun güzergahı. 

Büyük Türk bilgini Kaşgarlı Mahmut’un doğduğu  Azak Köyüne çok yakın.

Ayrı zamanda Karahanlı devletinin yazlık sayfiye başkenti.

Ekilebilecek arazı çok az, toprakları taşlı ve verimsiz.  Kaşgar’a çok yakın olduğu için nüfusu kalabalık bir ilçe. Halkı geçimini tarım ve hayvancılık ile sağlıyor.

Oldukça fakir bir ilçe. İşgal yönetimi bu ilçe’ye son aylarda etnik Çinli göçmenlere bedava arsa tahsis ederek bir asimilasyon saldırısı başlattı.Çin yönetiminin sanki yer yokmuş gibi Cep Telefonları  Şarj ve diğer ekipmanlarını üreten bir elektronik Fabrikası ile bir Tekstil Fabrikasının bu ilçeye kurulması bir tesadüf değildi.

 Bu Fabrikaların elektrik,su ve diğer ihtiyaçları bedava karşılanıyor ve ayrıca yatırımcı Çinliler vergi’den de muaf tutuluyor.

Etnik Çinli Patronlar Fabrikalarında Uygur İşçileri Vahşice Sümürüyor 

Bu oldukça fakir İlçenin köylerinde işsiz ve açlığa mahkum edilen 30 yaşından küçük kadınlı,erkekli 2- 3 bin civarında Uygur Türkü işçi  etnik Çinlilerin devletten aldıkları bin bir türlü destekle kuruduğu bu fabrikalarda işçi olarak istihdam edilmiş.

Bu işçilerin işe geliş ve gidişleri  için servis bile yok.

İşçilerden, uzak yerleşim yerlerindekiler  kendi imkanları ile araç kiralayarak yakındakiler ise, her gün erken saatlerde 1-2 saat yayan  yol yürüyerek  iş başı yapıyorlar.

İşçilere Yemek verilmiyor.

Çinli patronlar, Fabrikalarının  yanına bir İşçi yemekhanesi de  açmış.

İşçiler burada mecburen kendi yemeklerinin ücretini ödeyerek yiyorlar. Yemek ücreti  20-30 Yuan arasında değişiyor..

 İşçilerin aylık ücretleri aylık Bin Yuan. Maaşlarının en az % 20-30’u sırf yemek parası olarak geriye bu  Çinli patronlara geri ödeniyor. Çin’de normal bir Çinli işçinin aylığı 4-5 Bin Yuan arasında değişiyor. Burada çalışan işçilerin aylığı ise,onların aylıklarının 4 veya 5’te biri kadar. SADECE VE SADECE BİN(1.000)YUAN.

Çinlilerin fabrikasında çalışmak istemeyen Uygur Türkleri cezalandırılıyor

Sömürgeci Etnik  Çinli patronların fabrikalarında genç Uygurların çalışmaları mecburi hale getirilmiştir.

Evli olanlar hiç bir şekilde işe alınmıyor.Sadece bekar genç Uygurlar istihdam ediliyorlar.Çin sömürgeciliğinin temsilcisi bu patronlar sözde Xinjang’in yani SİNCAN - UYGUR özerk bölgesinin gelişmesi ve işsizliğin önlenmesi adı altında devletten çalıştırdığı  kişi  başına teşvik primi alıyor.Primler Çinli patrona ödeniyor.Çinli patronlar aldıkları aylık prim aylığının az bir kısmını Uygur Türkü işçilere ödüyor.Geri kalan büyük bölümünü kendileri gasp ediyor.Çin işgal yönetimi bu gasp ve çalmayı bildiği halde bu haksızlığa göz yumuyor.Çünkü,Çinlilerin Doğu Türkistan'a yerleşmeleri onlar için  birincil önceliktir. Yeter ki gasp etsin,çalsın, Uygurları soysun ve ezsin. Yeter ki bu topraklardan gitmesin.

Bu fabrikalardaki cüz’i aylığa çalışmak istemeyenler evlenerek bu köle işçilikten kurtulmaya çalışıyorlar.

Etnik Çinli Sömürge düzeninin Tukkuzak’taki fabrikalarında çalışmak istemeyenler  şu şekilde cezalandırılıyor ;

Çocukları çalışmak istemeyen yaşlı Ana Baba’ya devletin ödediği aylık sosyal yardım parası kesiliyor.

Ailenin oturduğu evin suyu ve elektriği kesiliyor.

Yeni iş müracaatları hiç bir şekilde kabul edilmiyor.

Çalışmayı kabul etmeyen gençler zorla Haşar'a götürülüyor ve ağır işlerde  haftalar ve aylarca hiç bir ücret ödenmeden bedava çalıştırılarak cezalandırılıyor.Kısaca ÇALIŞMA KAMPLARINDA ölüme terk ediliyor.

Uygur Türk  İşçiler Guantanamo tutukluları ve köle gibi çalıştırılıyor.

Uygur Türkü işçiler burada günde 10 saat çalıştırılıyor. İşçilere İş elbisesi ( forma)  dağıtılıyor. Bu formaların çalışma saatlerinde ve fabrika içinde giyilmesi zorunlu. Bu iş elbiseleri Mavi Pantolon,kırmızı  renkli ceket ve başlarına giyinmek için sarı şapka’dan oluşuyor.

 Kıyafetleri tam ABD’nin Guantanamo ölüm kampına kapattığı teröristlere uyguladığı konsept şeklinde dizayn edilmiş.

Belki Çinli işgalciler sözde  ezeli rakipleri ABD.’ye nezire olsun diye bu işçileri böyle giydiriyor olabilir ?

İşçilerin izinsiz işe gelmemeleri halinde kendilerinden her gün  için  300 Yuan ceza parası alınıyor. Çinli Sömürgeci Patronlara ait bu fabrikalarda çalışmak mecburi hale getirilmiş. Burada çalışmak istemeyenler ise İşgal yönetimine bildiriliyor. İşgalciler bu kişileri mecburi olarak Haşar’a gönderiyor ve burada haftalar ve aylarca bedava çalıştırıyor.

Çinli sömürge düzeninin patronları gençlerden oluşuyor.

Burada devletin sonsuz teşviklerinden yararlanarak yatım yapan ve fabrika kuran Çinli sömürgeci patrolar genellikle 30-40 yaş arası Çinli gençlerden oluşuyor.Bunlar çok lüks bir hayat yaşıyorlar.En son model arabaları var. Adeta bu küçük Tokkuzak İlçesinin hakimleri konumunda. Küçük Tokkuzak İlçesinde lüks restoran, gece kulüpleri,meyhaneler fabrikalar ile birlikte açılmış.Akşamları aileleri ile bu lüks batakhanelere  gelerek eğleniyorlar. Bu sömürgeci patronların kendi özel korumalarının yanında Çinli işgalcilerin kendilerine tahsis ettiği resmi korumalar da bulunuyor.

 Tokkuzak Halkı : Tokkuzak, Hitay Lobenlerge Cennet,Uygurlara Dozah diyorlar

 Tokkuzak kentini geçtiğimiz yaz ziyaret eden Uygur Türkü’nün bu ilçenin genel durumu ile ilgili tespit ve gözlemleri çok dikkat çekici ve ilginç. Tokkuzak’ın  mazlum ve cefakar Müslüman Uygur Türk  halkı işgalci Çin yönetiminin semirttiği ve her türlü teşvik ile buralara iş yeri açtırdıkları acımasız,vahşi, sömürgeci Çin faşizmi ve  zelil Han ukalalık ve kibrinin temsilcisi bu  Çinli patronlar ile kendi dramatik yaşam şartları arasında çok açık farkı şöyle tarif ettiklerini  ifade ediyor;

 “Tokuzak Hitay Lobenlerge Cennet, Müslüman Uygurlerge Dozakh= Tokkuzak kenti, Çinli Patronlara Cennet- Müslüman Uygurlara ise,Cehennem.”

Bu  söylem,Tukkuzak ilçesindeki  mevcut durumu tam olarak  özetlediğini belirten  ziyaretçi özlerini şöyle sonlandırıyor; ”Benim kaldığım birkaç gün içinde bunu gözlerimle gördüm. Bu genç Çinli patron bozuntularının hal ve hareketleri tam bir rezalet ve insanlık dışı. Yemek yediği restoranlarda dahi bunlara özel köşe ayrılıyor.İşletme bunlar için Çince özel yemekler yapıyor ve özel servis ve hizmet ediliyor. Filmlerde gördüğümüz Batılı kan dökücü sömürgecilerden daha vahşi ve acımasız. Kendilerini adeta bu toprakların sahibi  ve mutlak hakimi olarak görüyorlar.”şeklinde konuştu.( Parlamento haber merkezi tarafından alıntılanarak düzenlenmiştir.) 

Bu İçeriğe Tepki Ver (en fazla 3 tepki)



Facebook Yorumları



Disqus Yorumları