"Kapak kızı: Nevval", Necip Hablemitoğlu için neler söylüyor, neler...

FETÖ'NÜN LİDERİ FETO, İÇİN KİTAP YAZAN NEVVAL SEVİNDİ

Şu Ergun Poyraz neler yazmıştı, neler?..

Şeceresinin kayıp olduğundan bahseden Fetullah Gülen, "Küçük Dünyam" adlı kitabında anasının ve akrabalarının ağzından Seyyidlik iddiasında bulunmasından sonra, "Fetullah Gülen ile New York Sohbeti" adlı kitapta da bu kez Nevval Sevindi'nin kaleminden soyunu bir yandan Selahattin Eyyübi'ye, diğer yandan Hz. Ali'ye bağlıyordu. Yani başka bir deyişle Seyyid'likten Şerifliğe yatay geçiş yapıyordu. Burada, Kürtçülük propagandası yapanların da Eyyübi hakkındaki değerlendirmelerinin önemle göz önünde bulundurulması yararlı olacaktır.

İlginçtir ama Nevval Sevindi ismi gerçekten ABD koridorlarında dikkat çekiyor!

Mesela!

Nevval Sevindi 11 Aralık 2013 tarihinde O. TV 'ye yazdığı bir yazıda şu cümlelerle itirafta bulunuyordu:

"Fethullah Hoca’nın 17 yıl önce söylediği ‘Türban füruattır’ meselesi. Konu ile doğrudan ilgiliyim… Çünkü Hoca bu sözü 17 yıl önce benim kendisiyle New York’ta yaptığım ve o dönemde Yeni Yüzyıl gazetesinde yayımlanan röportajda söyledi.

Şimdi gelelim güncel bağlantıya…

Tam da dershaneleri kapatma kavgası 2 yıllık erteleme ile yatışmış görünürken Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, İlim Yayma Vakfı'nın 40. yılı dolayısıyla düzenlenen bir programa katılmıştı.

Burada katılımcılara hitap eden Erdoğan ilk kez doğrudan Fethullah Gülen'i hedef aldı. Ve dedi ki:

'Kızlarımız büyük zulümler gördü. Kim verecek bunların hesabını... O dönemlerde başörtüsü füruattır diyenler oldu.'

Erdoğan'ın konuşmasında bahsettiği 'başörtüsü füruattır' sözleri Fethullah Gülen'’le yaptığım New York röportajında benim sorum üzerine kamuoyuna ulaşmıştı.”

İlginçtir ama Ertuğrul Özkök Hürriyet gazetesinde 30 Mart 2010 tarihinde kaleme aldığı köşe yazısında ki başlık:

"NEVVAL SEVİNDİ'NİN DEKOLTESİ"

"Hatırlayınız.

Bundan yıllar önce Fethullah Gülen’e yakınlığı ile bilinen Nevval Sevindi, Aktüel Dergisi’ne, bayağı dekolte, hatta o Gülen cemaati için müstehcen bile sayılabilecek pozlar vermişti.

O günlerde 'cemaat' o pozlar için ne düşünmüştü diye çok merak etmiştim.

'Acaba Fethullah Hoca cemaatinden ayrıldı mı? Ayrılmasında bu pozların etkisi var mıydı' diye düşünmüştüm."

Ertuğrul Özkök bile NEVVAL SEVİNDİ isminin Fethullah Gülen yani FETÖ'ye çok yakın bir isim olduğunu yazmış.

Henüz FETÖ operasyonunda bu isimler sorgulanmadı. Demek oluyor ki sıra gelmemiş.

Nevval Sevindi ismi birkaç yıl önce gazeteci KEREM ÇALIŞKAN ile evlilik yapmıştı.

ABD adına İran için bazı çalışmalar yaptığını duyanlar var.

İşin ilginç yani bu kadar kendileri deşifre olmuş isimlerin birde NETFOR gibi stratejik bir kurumda DANIŞMA kurulunda olması dikkat çekici.

Nevval Sevindi FETÖ hocasıyla iyi ilişkiler kurmuş olacak ki bugün NETFOR danışma kurulunda yer bulmuş kendisine.

Öyle ki gazeteci Soner Yalçın kendisine ait haber sitesinde bu isimlere yer verebiliyor.

Öyle ki!..

Hakan Aygün denilen bir adem, -ki bu da FETÖ bu da FETÖ denilen kişinin başında bulunduğu H. TV'de, neredeyse her hafta Nevval Ahnımı izliyoruz.

Kuru kuruya yaşıyor, -yoksa yanıyor mu demeliydik, olamazlar.

Pekii...

Daha ne diyebiliriz...

2007 yılında yapılan DYP (DP) kongresinde genel başkanlığa aday olan Nevval Sevindi...

"Fetullah Gülen Hocaefendi beni seviyor, ve destekliyor" demişti!

Bu FETÖ denen 99 kollu ahtapota yapılan operasyonlar devam ediyor, edecek.

FETÖ lideri Feto'ya övgüler dizen Nevval, savcılığa tüm bildiklerini anlatmalı...

Şimdi bir yazı aktaracağız sizlere...

Başlık: “Uzlaşmak Bir Erdemdir”

26 Aralık 1997

Akşam gazetesinde yayınlandı.

Yazarı Rıza Zelyut.

Bu kadar...


Doksanlı yıllara dönelim.

Fethullah Gülen‘in Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı’nın 22 Aralık 1997 gecesi Hilton Otel'deki Ulusal Uzlaşma Ödül Törenine...

Dönemin Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel‘in konuşma sırasını Fethullah Gülen‘e verdiği, ve ödülünü Gülen’den aldığı törene...

Gülen’den sonra mikrofona gelen Demirel, şunları söylüyordu:

“İbret dolu, ders dolu bir geceydi. Hoca Ahmet Yesevi’leri, Hacı Bektaş-ı Veli’leri hatırladık... Bu plaketi Türkiye’nin bölünmez bütünlüğüne, Türk Milletinin mutluluğuna, barış içinde yaşamasına verilmiş sayıyorum. Çünkü ben Türk devletini, milletin birliğini, bütünlüğünü temsil ediyorum.”

Fetullah Gülen ise ödülün takdiminde yaptığı konuşmasında şöyle diyordu:

“Çok önemli platformda böyle kıymetli bir ödülü cumhurbaşkanımıza sunma liyakatini kendimde göremesem de, ellerinin ellerimle buluşmasının onurunu belirtmek isterim. Günümüzün en büyük devlet adamı, demokrasinin ve ulusal uzlaşmanın kahramanı Cumhurbaşkanı'mıza gönüllerimizden kabarıp gelen en samimi duygularımızı bir buket yapıp sunmak isterdik. Ama neylersin ki bunu yapmak elimizden gelmez.”

Rıza Zelyut ödülünü Semra Özal‘ın elinden almıştı. Bu törende ödüle layık görülen diğer kişiler kimdi ve ödüllerini kimlerin elinden almışlardı dersiniz?

İhsan Doğramacı‘ya TEMA Vakfı Başkanı Hayrettin Karaca’nın...

Türk-İş Başkanı Bayram Meral‘e, Vehbi Dinçerler’in..

Hülya Koçyiğit‘e Yıldırım Akbulut’un...

Yaşar Nuri Öztürk’e Nazlı Ilıcak’ın...

Şahin Özer‘e Mehmet Ali Birand’ın...

Üzeyir Garih‘e - o Üzeyir ki, "Küçük"tür, İzzettin Doğan’ın...

Gülay Göktürk‘e Zeynel Abidin Erdem’in...

Nevval Sevindi‘ye Muazzez Abacı’nın...

Halil İnalcık‘a’da Burhan Özfatura’nın elinden ödülleri dağıtılmıştı.

Birçok özel öğretim kurumunun danışmanlığı görevini yürüten Sami Yıldırım’a ödülünü Süryani Kadim Metropoliti Yusuf Çetin veriyordu. Metropolit Yusuf Çetin‘in bir süre önce İstanbul, Ankara İzmir Süryani Ortodoks Cemaati Ruhani Liderliği ve Patrik Vekilliğine yükselmesi ise oldukça ilginç bir rastlantıydı.

Sakıp Sabancı, Şerif Mardin ve Mustafa Kalemli ödüle layık görülen diğer şahsiyetlerdi. Bu ödül töreninin de Fethullah Gülen‘in televizyon kanalı Samanyolu TV’den naklen verilmesiyse hiç şaşırtıcı değildi.

---------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Kerem Çalışkan...

Almanya derinlerine yakın bir isimdir.

---------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Bakınız...

"Kapak kızı: Nevval", Necip Hablemitoğlu için neler söylüyor, neler...

Yıl 1999!

'ŞEREFSİZ GAZETENİN ŞEREFSİZ YAZARI'

Tersyüz edilen gerçek

Mehmet Ali Birand, programın sonuna doğru, 'Sizin gibi bir hanımefendiye bu sözler yakışmıyor' dediğinde, içimden bir ses, 'Konuyu ele alacak gazetelerin tonunu bu cümle belirleyecek' diye fısıldadı. Nitekim, 32. Gün programında yaşananlar dünkü gazetelerde tahmin ettiğim biçimde yer aldı. Gazeteler bir şey daha yaptılar: Haber ve yorumları Nevval Sevindi'nin geçen yıl Aktüel dergisine verdiği 'Fahriye Abla' pozlarıyla süslediler...

Tonu görebilmek için, 'Bâbıâli'nin amiral gemisi' diye de anılan Hürriyet'ten bir alıntı yapayım. Yazının başlığı, 'Kapak kızı: Nevval'. Yazının bazı bölümleri şöyle: "Program boyunca bir Hacıhüsrevli edasıyla konuşan, herkese ağır hakaretler eden kişi Fetullah Gülen tarikatının mensuplarından Nevval Sevindi'den başkası değildi. Ben bu Nevval Sevindi'yi aylar önce Aktüel Dergisi'nde yayınlanan erotik fotoğraflarından hatırlıyordum. (...) Önce Cumhuriyet gazetesi yazarı Hikmet Çetinkaya için 'Şerefsiz gazetenin şerefsiz yazarı' dedi. Kulaklarıma inanamadım. Cumhuriyet bu ülkedeki en şerefli gazetelerden biridir. Hikmet Çetinkaya'ya şerefsiz demek ise mümkün değildir."

Yazı burada bitmiyor. Devamı şu: "Programa katılan Dr. Necip Hablemitoğlu'na 'köpek' diye hakaret eden de yine Nevval Sevindi oldu. Sevindi, Dr. Hablemitoğlu'na önce defalarca 'Aşağılık, aşağılık' diye bağırdı. Hızını alamadı, 'Köpek, köpeksin sen' dedi."

1994 mahalli seçimleri öncesinde başlayıp 28 Şubat sürecine kadar devam eden heyecanlı televizyon tartışmaları sırasında, bazı kalemler, "Lâik kesim karşı tarafla fikir tartışmasında yetersiz kalıyor" tespitinde bulunmuşlardı. Televizyonlardaki tartışma programlarına çıkıldığında, seviye farkı hemen belli oluyordu gerçekten... Bir odağın, bu açığı ortadan kaldırmak üzere, bazı tedbirler aldığını duymuştum. Devletin içinden biri, bana, "Gününü göreceksin" demişti şakayla karışık... ABD'de psikolojik savaş konusunda uzman bir birime birkaç eleman göndermişler; televizyonda tartışma taktikleri konusunda eğitilmek üzere...

20 yıldır üniversitede çalıştığını söyleyen, yeri geldiğinde "Ben Amerika'da iki yıl bu konuyu araştırdım" diyen, yeri geldiğinde "Bu konuda tez hazırladım" uyarısı yapan Necip Hablemitoğlu'nu izlerken, "Öğrenime giden ilk parti geri dönmüş galiba" diye düşünmeden edemedim. İrtica konusunda uzmanlaşmış, ama son KASET patlayıncaya kadar ortalıkta hiç görülmemiş 20 yıllık öğretim üyesinin birdenbire ekranlarda belirivermesi size de garip gelmiyor mu?

Nevval Sevindi'nin ağzından "Köpeksin sen" sözlerinin çıkmasına sebep olan tartışmanın başlangıcını hatırlayalım. Etyen Mahcupyan'ın 'Ermeni asıllı' olmasını vurgulamak için, ona dönüp, "Fethullah Gülen'in istediği düzen gelirse siz 'kâfir statüsü'nde olacaksınız" dedikten sonra bu defa Nevval Sevindi'ye yönelip, "Sizin gibi bir zarif hanımefendi de ikinci sınıf olacak" diye muhatabının 'kadın' olduğunu vurgulayan bir cümleyle sözünü tamamlamıştı Necip Bey.

Etyen Mahcupyan ile Nevval Sevindi'yi 'eşit' kabul ettiğini sananlara sonlara doğru sürprizi varmış Necip Bey'in: Her ikisinin de SamanyoluTv'de program yapmasını ima ederek, "Ben sahibimin köpeği değilim" deyiverdi. Nevval Sevindi'nin "Köpek sensin" demesi o söz üzerinedir. Yazık ki, Mehmet Ali Birand, bu ayrıntıyı kaçırdı.

Etyen Mahcupyan, Ali Bayramoğlu ve Kürşat Bumin ile 'Açık Görüş' adlı bir program yapıyordu Samanyolu Tv'de, para almadan...

Düzeyli programın iyi bir izleyici kitlesi vardı. SamanyoluTv programı nezaketsiz bir biçimde sona erdirdi. Etyen Mahcupyan bu gerçeği açıklayabilirdi, bunu bile yapmayınca gözümde bir kez daha büyüdü.

Nevval Sevindi'nin Cumhuriyet'e ve yazarı Hikmet Çetinkaya'ya "Şerefsiz gazete, şerefsiz yazar" demesinin sebebi ise Cumhuriyet'te o gün çıkan Hikmet Çetinkaya imzalı yazıydı. Yazının Nevval Sevindi'yi açıkça hedef alan bölümü şu:

"İddiaya göre Van'a Özel Serhat Lisesi'ni gezmeye gider birkaç yıl önce. Fethullahçı lisede yakışıklı bir Nurcu öğretmen Nevval Hanım'a eşlik eder. Ayda bir 'âşık olmakla ünlü' Nevval Hanım, Nurcu öğretmenle tanıştıktan sonra Fethullahçı olur."

Bu İçeriğe Tepki Ver (en fazla 3 tepki)



Facebook Yorumları



Disqus Yorumları