“Savaş çığırtkanlığı” başlatılmıştır.

Anadolu’yu karış karış gezen CHP’li Umut Oran, bugün Hatay’a giderek çalışmalarda bulundu. Suriye’deki son durumu değerlendiren Umut Oran, “Hataylı Kardeşlerimi uyarıyorum: Bakın ABD’nin Suriye’ye BM kararı olmadan vurmasına kimler evet dedi? İsrail-Sudi Arabistan-Katar, başka? Barzani-PKK-YPG, başka? Binali bey, Devlet bey! Hataylı kardeşlerime soruyorum: Kim kimlerle beraber? İşte Hataylı kardeşlerim, barış için, kardeşlik için, dostluk, komşuluk için 'tek adam rejimine' hayır demeli” diye konuştu.

Hatay’da CHP PM Üyesi ve Hatay Milletvekili Mevlüt Dudu ile birlikte çalışma yürüten Sosyalist Enternasyonal Başkan Yardımcısı Umut Oran, Erzin ve Dörtyol’da esnaf ve vatandaşların yanı sıra esnaf, sanatkar, ticaret ve sanayi odalarını da ziyaret ettiler. Hatay çalışmalarında açıklamalarda bulunan Umut Oran şöyle konuştu:

Referanduma katılım yükseliyor

Türkiye’nin her anlamda varlığını ve birliğini tehdit eden “tek adam rejimine” karşı “hayırlı mücadelemiz devam ediyor. Yurdun dört bir yanında her partiden yurttaşlarımız hayır oyu yönündeki kararlılığı, tüm anketlerde referanduma katılım oranlarının hızla yükseliyor olması AKP hükümetinin dengesinin bozulmasına sebep oluyor.

Bu sebepten olacak ki Amerikan gemilerinden komşumuz Suriye’ye fırlatılan füzeler AKP hükümeti tarafından büyük bir memnuniyetle karşılanmış ve ortada uluslararası bir karar olmamasına rağmen “savaş çığırtkanlığı” başlatılmıştır.

Hatay’da sınırdan hükümeti uyardı

Hatay’dan uyarıyorum: AKP hükümetini Suriye konusunda uyarıyorum: bulanık suya acele balıklama dalmayın! Hataylı Kardeşlerimi uyarıyorum: Bakın ABD’nin Suriye’ye BM kararı olmadan vurmasına kimler evet dedi? İsrail-Sudi Arabistan-Katar, başka? Barzani-PKK-YPG, başka? Binali bey, Devlet bey! Hataylı kardeşlerime soruyorum: Kim kimlerle beraber? İşte Hataylı kardeşlerim, barış için, kardeşlik için, dostluk, komşuluk için " tek adam rejimine" hayır demeli” 

Vekalet Savaşına hayır

Türk Milleti bilmelidir ki Irak’ta ve Suriye’de akan kan Müslümanların kanıdır. Batılı emperyalist güçlerin destekledikleri IŞID, YPG, PKK ve Nusra gibi terör örgütleri tüm insanlığa karşı suç işlemektedirler. Mazlum milletlerin üzerine silahla ve bombayla salınan terör örgütlerinin tamamına hem Türkiye içinde hem de sınırlarımızda müsaade edilmemeli, vekâlet savaşı adı altında emperyalist devletlerin hizmetine girmiş olan bu gruplara karşı Türk devletinin ve komşu devletlerin bütünlüğü savunulmalıdır.

Irak’ın düzmece olduğu kabul edildi

Tıpkı 2003’te düzmece kimyasal silah iddialarıyla Irak’ın işgal edilmesi olayında yaşandığı gibi Suriye’nin toprak bütünlüğünü ortadan kaldıracak ve tüm güney sınırımızda bir PKK devleti kuracak olan her türlü oldu-bittiye karşı bölge devletleriyle işbirliği içinde olmak tarihin ve aklın dayattığı zorunluluklardır.

Amerikan askerleri PKK ile kolkola

Gelinen nokta her anlamda tehlikelidir. Özellikle AKP’nin henüz ispatlanmamış bir kimyasal saldırı iddiaları üzerinden, Amerikan askerlerinin yerine Mehmetçiği gözden çıkarma hevesi asla kabul edilmemelidir. Fırat Kalkanı Operasyonunda net olarak görüldüğü üzere PKK-YPG terör örgütleri Afrin’de Ruslarla, Menbiç’te ve Rakka’da Amerikan askerleriyle kol koladır ve kendilerine sağlanan modern silahlarla beraber IŞID’a karşı savaş adı altında Suriye’nin bütünlüğüne karşı savaşmaktadırlar. 

Türkiye’nin bütünlüğü tehlikeye atılıyor

Soğuk Savaş sonrasında Amerikalı stratejistler tarafından hedef tahtasına oturtulan “güçlü ulus devletler”, Irak’ta ve Suriye’de olduğu gibi tehdit altındadır. Bu devletlerin bölünmesine yol açacak herhangi bir projeye ya da operasyona destek vermekse Türkiye’nin bütünlüğünü de tehlikeye atmak demektir. Bu anlamda sorun sadece Irak, Suriye’nin ya da İran’ın sorunu değil emperyalizmin kendisine rakip olarak gördüğü “güçlü ulus devletlerin” tamamıdır. AKP’nin açıklamaları ve “savaş çığırtkanlığı” Türkiye’nin ve bölgenin gerçekleriyle uyuşmadığı gibi milli bir politika da değildir.

Milli Duruş Barzani’ye karşı olmaktır

AKP’nin topluma dayattığı “tek adam rejimi”ne Türk milletinin “hayır” diyeceği açık ve net olarak görüldüğü için AKP, savaşçı bir dil kullanarak ve bunu milli bir dava gibi göstermeye çalışarak toplumu etkilemeye çalışmaktadır. Oysa çok açıktır ki milli duruş Musul’un ve Kerkük’ün bir oldu-bittiyle Barzani’ye teslim edilmesine engel olmakla mümkündür. Milli duruş, Suriye’nin kuzeyinde kurulmak üzere olan PKK devletine karşı mücadeleyle mümkündür. Mehmetçiği Amerikan planları için pazarlık masalarına sürmek milli bir duruş değildir. Türk Milleti, başta medeniyetler şehri Antakya olmak üzere bu savaş çığırtkanlığına hayır demelidir. Bu anlamda 16 Nisan, “savaş naraları” atanlara karşı “güçlü bir hayır” demeyi zorunlu kılmaktadır. Artık AKP’nin iflas etmiş, sürekli sorun yaratan “dış politikasına” ve milletin gerçek sorunlarını öteleyerek kendi kişisel sorunlarına odaklanan siyaset anlayışına “hayır” deme vakti gelmiştir.

Bu İçeriğe Tepki Ver (en fazla 3 tepki)



Facebook Yorumları



Disqus Yorumları