Sizce, zorla girilmişe benziyor mu?

8. Cumhurbaşkanı Turgut Özal...

Oğlu Ahmet Ö., CNNTürk'te katıldığı bir programda, "Fetullah, babamı, Houston’da baypas ameliyatı olduğunda ziyaret etti. Aslında babamın odasına girilmesi yasakken uyuduğu sırada gizlice girip yanına oturuyor. Resim çektiriyor." dedi.

Sizce, zorla girilmişe benziyor mu?

Ahmet Özal bunu hep yapıyor. Niyeti aşikar:

8. Cumhurbaşkanı Turgut Özal'ın oğlu Ahmet Özal, mevcut siyasi partilerden davet gelmesi halinde siyasete gireceğini söylüyor.

HASTANEYE YÜRÜYEREK GİREN ADAM NASIL ÖLÜR?

Tarih: 26 Aralık 2012

Ahmet Özal, babasının ölümüyle ilgili fotoğraflı bir basın toplantısı düzenledi. Adli Tıp raporunun halka açıklanmasını isteyen Ahmet Özal, babasının ölmeden 30 dakika önce hastaneye girerken çekilen fotoğraflarını göstererek, ''Ölmüş bir insan 30 dakika önce bu şekilde hastaneye girebilir mi?'' diye sordu. 

Çok geçmedi. O fotoğrafın sırrı ortaya çıktı.

Turgut Özal’ın hastaneye ayakta girdiği iddia edilen fotoğrafa son noktayı emekli foto muhabir Selahattin Yılmaz koydu.

İHA muhabirinin sorularını yanıtlayan Yılmaz, fotoğraftaki kişinin Turgut Özal olmadığını ifade ederek “O gün rahmetli Özal’ın olayını duyar duymaz ekiple birlikte Hacettepe’ye gittik. Cumhurbaşkanı Özal’ı hastaneye girerken gördüm. Hacettepe’ye ilk giden gazeteci bendim. Özal hastaneye yakın korumaları tarafından getirildi ve siyah ambulanstan çıkarılarak sedyenin üstünde hastaneye girdi dedi.

FOTOĞRAFTAKİ TAKIM ELBİSELİ KİŞİ ÖZAL DEĞİL

Konu ile ilgili gazetecilerin orada olduğu esnada Yılmaz’ın telefonu çaldı. Arayan kişinin Turgut Özal’ın oğlu Ahmet Özal olduğu öğrenildi. Kayda giren kameralar konuşma anını saniye saniye kaydetti. Selahattin Yılmaz, telefonda Ahmet Özal’a o fotoğraftaki kişinin babası olmadığını söyleyerek sözlerini şöyle sürdürdü: “Ahmet bey ben o günü size anlatayım sizinde kafanızı karıştırıyor olabilirler, sizi de yanlış yönlendiriyor olabilirler. O gün Özal’ı o tabut gibi olan siyah ambulansla getirdi korumaları ve sedyeye aldılar. Bende gözümle gördüm acile girdiklerini. Aramızda 100 metre mesafe vardı. Benim o dönemdeki kullandığım fotoğrafta rahmetli Özal sedye üzerindeydi ama sadece ayakları görünüyordu, yüzü görünmüyordu. O an korumalar bana müdahale etti ve Özal’ın o şekilde çekilmesini istemediler. Babanız olduğu iddia edilen o fotoğrafı ben çekmedim ve oradaki kişi de Turgut Özal değil ben Özal’ı çıplak gözle sedyede gördüm.

SEMRA ÖZAL: SPOR YAPARDI SABAHLARI

Özal’ın eşi Semra Özal, bir televizyon programında “Kadere inanmış biriydi ama sağlığına çok dikkat ederdi. Özellikle ameliyatlardan sonra beraber onun sağlığına çok dikkat ederdik. Gerçi kendisi pek söz dinlemez aklına eseni yapan bir insandı ama sağlığı konusunda bizi çok dinlerdi. Türki devletlere gitmeden önce Amerika’da check-up’a girdi hastaneden sapasağlam çıktı. Türki devletlerde de katiyen bir şey yemedi.” dedi.

“Hiçbir şikayeti yoktu çok sağlamdı çok keyifliydi ayrıca da. Seyahatler biraz uzun sürdü, havalar sıcaktı, biraz yoruldu ama yorgunluğunun dışında hiçbir şikayeti yoktu. Kilo da almamıştı orada yemek yiyemedi çünkü.” diyen Semra Özal şöyle konuştu:

Spor yapardı sabahları. Fakat o gün İstanbul’a gideceğimiz ’Bugün yürüyüş yapmayacağım.Tekrar duş yapacak kadar vaktim yok, geç kalırız’ dedi. Konuşarak kahvaltı sofrasına geliyorduk ve konuşurken birden arkamda düştü.

AHMET ÖZAL, “O GÜN SPOR YAPMAMIŞTI” DİYOR

Ahmet Özal'ın basın toplantısının ardından Ertuğrul Özkök şunları yazacaktı:

Basın toplantısının tam metnini okuyunca gördüm ki, Ahmet Özal buna da açıklık getirmiş.

Meğer Turgut Bey o gün spor yapmamış. Dolayısıyla yürüme bandında fenalaştı lafı doğru değilmiş.

O günlerde olayı çok iyi takip ettim. Köşk’ten gelen bütün anlatımlar, Özal’ın koşu bandına çıktığı ve orada fenalaştığı biçimindeydi.

Aradan neredeyse 19 yıl geçti. Dün kime sorduysam herkes “Koşu bandında fenalaştı” diye biliyordu.

ÇOK YEDİ VE KOŞU BANDINA ÇIKTI...

Ahmet Özal'ın, Turgut Özal'ı hastaneye takım elbise ve yürüyerek girdiğini gösteren fotoğrafı yayınlamasından bir yıl önce, konunun uzmanı Dr. Yalçın Güran, "Ölümü sırasında Turgut Özal’ın ağzından köpük gelmesi, sol kalb yetmezliği sonucu oluşan akut akciğer ödeminin belli başlı belirtilerinden biridir. Bunlardan ötürü Turgut Özal’ ın ölüm nedeni zehirlenme değil, ama kalbinin kaldıramayacağı kadar yük almasına yol açan 'sağlık için spor' (!) uygulamasıdır. Gerçekten de savcılık yaptığı araştırma sonucu bu yönde karar vermiştir." diye yazacaktı.

TAKTIRDIĞI AKSESUVAR

Konuyu özetlemek için, 2010 yılına gitmemiz gerekiyor.

Fatih Altaylı Habertürk'te bir makale kaleme aldı. Turgut Özal için, "Öldü mü, öldürüldü mü?" diyen Altaylı "Komplo teorisi kurmaya pek ihtiyaç yok gibi. Bildiğim, öldüğü sırada 67 yaşında olduğu. 67 kimileri için genç bir yaş. Ama Türkiye’de bu yaşta eceliyle ölen ilk insan değil rahmetli." diye yazacak, ve devamında, hayli şaşırtacaktı:

Öyle koşu bandında falan değil. Sağlık ekibi Köşk’e ulaştığı sırada zaten “cardiac arrest” gerçekleşmiş.

Yani kalp durmuş. Daha ilginç bir ayrıntı da var. Rahmetlinin taktırmış olduğu bir aksesuvar çalışır halde.

Ne olduğunu sormayın, söylemem. Özal hastaneye o halde kaldırılmış.

Sağlık ekibindeki görevlinin dedikodusuna göre, çalışmakta olan aksesuvarı devre dışı bırakıp Özal’ı normale döndüren ilk müdahaleyi yapan Prof. Bozer olmuş.


Altaylı, yazısını şu satırlarla bitiriyordu:

"Özal öldürüldü mü bilmiyorum.

Ama bildiğim şu. Nur içinde yatsın, kendisini öldürmek için epey gayret sarf ettiğini hepimiz görüyorduk.

Başkasına ihtiyacı yoktu sanki!"

Bu İçeriğe Tepki Ver (en fazla 3 tepki)



Facebook Yorumları



Disqus Yorumları